Hukuksal Bakış - FORUM
MADDİ TAZMİNAT - Yazdırılabilir Versiyon

+- Hukuksal Bakış - FORUM (http://hukuksalbakis.com/form)
+-- Forum: Forum Yardımı ve Duyurular (/forumdisplay.php?fid=8)
+--- Forum: Hukuksal Tartışmalar (/forumdisplay.php?fid=13)
+--- Konu: MADDİ TAZMİNAT (/showthread.php?tid=204)


MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-16-2009 03:47 PM

Arkadaşlar, boşanma davası açılıp kesinleşen bir olayda, boşanmadan sonraki 1 yıl içinde maddi ve manevi tazminat talepli dava açacağız. Ancak olayı anlattığım ve fikir alışverişi yaptığım kişilerden gelen cevaplar doğrultusunda, kafamda soru işaretleri oluştu, sizlere de danışıp bilgi ve tecrübelerinizden yararlanmak istedim. Olay ana hatlarıyla şöyle; taraflar boşanmış, kadının geliri eşinden daha fazlaymış(kadın yurtdışında çalıştığı için sürekli birikim yapıyor) Erkek ise eşi yurtdışındayken ücretsiz izin alarak onun yanına gidiyor. Fakat, erkek orada, sürekli "iş kurucam, araba alıp satıcam, ticaretle uğraşıp para kazanıcam, Türkiyedeki arsaya ikimizin adına ev yaptırıcam" gibi bahanelerle (hatta bazen tehdit yoluyla fln) eşinden sürekli para istiyor. Kadın da ona parça parça ancak toplamda yüksek miktarlarda para gönderiyor. (dekontları var.) Hatta adamın önceki evliliğinden olan çocuğunun nafakasını da bayan fazlasıyla ödüyor, sırf nafakayla da kalmıyor, onun dışında dersane parası için filan da para gönderiliyor. Adamın ablasının üzerine olan arsayı satın almak için gerekli olan para kadın tarafından eşinin ablasına havale yoluyla gönderiliyor. (Tabi arsanın satışı gerçekleşmediğinden ortada ne arsa var ne de para) Yani sizin anlayacağınız kadının bütün birikimi azar azar erkek tarafından, erkeğin şahsi harcalamarı yüzünden çarçur oluyor. Evlilik birliği bu şekilde adamın kusurlu davranışları ve birtakım başka sebepler nedeniyle sona eriyor. Burdaki sorun şu. Ben maddi tazminat talebiyle aile mahkemesine dava açmayı düşünmüştüm. Eski aile mahkemesi hakimiyle de görüştüm; "bana, sen davayı aç, dilekçende olayları açıkca belirt, önemli olan ispat edebilmen, bunun hukuki niteliğini belirlemek hakimin işi" dedi. Ancak, kazım ve selçuk aksini düşünüp, bi sor dediler. Sizin de fikirlerinizi merak ediyorum açıkcası...


RE: MADDİ TAZMİNAT - av.emrekurtoğlu - 03-16-2009 04:08 PM

Eşler arasında tazminat davası için daha az kusurlu yada kusuzsuz olmak demiyo mu kanunda. Dava sonuçlanmış karşı tarafın kusurlu olduğu da belli. Manevi tazminatta problem yok. Maddi tazminat ise ispat meselesi bence de...


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-16-2009 05:04 PM

tabiki ispat konusunda sıkıntı yok zaten... konu şu ki, ben bu zarar ve ziyanın MK'nun daki maddi tazminat kapsamı içerisinde değerlendirilebileceği görüşündeyim. bu düşüncem doğrumu, onu merak ediyorum...


RE: MADDİ TAZMİNAT - İlyas ÖZKAN - 03-17-2009 07:44 AM

TMK 174/1 maddesi ,beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini belirtmiştir.Çok klasik bir örnek verecek olursak adam zengin evleneceği karısının çalışmasını istemiyor.Kadın hemşire veya bir kamu kurumunda memur,zaten işe zor girmiş.Taraflar boşanıyorlar ve burada erkeke daha fazla kusurlu bulunuyor.Bu durumda kadın evlenme sebebiyle işten ayrıldığını ve işe yeniden girmesinin mümkün olmadığını ispat ettiği takdirde tüm menfi müsbet zararlarını isteyebilir.Tabii bu tür davalarda diğer tarafın ekonomik durumu çok önemli.Yargıtay 2.HD 2003/3322 E ,6304 K sayılı kararında "tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına,paranın alım gücüne,ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin ağırlığına nazaran,kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır M.K 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak daha uygun miktarda maddi tazminat gerekir". diyor.

Eğer asgari ücretli çalışan biri için işini terketmişse (bu pratikte çok zor)talep edeceği tazminat erkeğin en fazla 1 yıllık maaşı olur.

T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas : 2000/2-959
Karar : 2000/972
Tarih : 07.06.2000

ÖZET : Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı; akü ilişkinin sonuç doğuracağı inancı ile davacının yaptığı bütün ödeme ve masraflardan (menfi zarar) ve sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden dolayı uğranılan zararlardan (müsbet zarar) davalı sorumludur. Davalı, sorumluluğu azaltacak veya kaldıracak bir olguyu da kanıtlayamamıştır.

Ayrıca zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı taktirde, hakim, zararın mahiyetine ve tarafların mali durumuna göre uygun ve davacının malvarlığında husule gelen azalmanın etkisini gidereceğinden, akün konusu olan mal veya hizmetin dava tarihindeki sürüm değeri uzman bilirkişi aracılığı ile saptanmalı, hayatın olağan akışı ve yaşam deneyimleri içerisinde değerlendirilmeli sonuçta uygun tazminata hükmedilmelidir.

(818 sayılı BK. m. 42, 43/1, 98/2) (1086 sayılı HUMK. m. 293, 76) (743 sayılı MK. m. 4, 152)

KARAR METNİ :
Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Pendik Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi)nce davanın reddine dair verilen 21/04/1998 tarih ve 1997/332 E-1998/207 K. s. kararın tetkiki davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay ikinci Hukuk Dairesinin 29/09/1998 tarih ve 1998/7426-10017 s. ilamı ile; (...Karı koca, kendilerine daha iyi bir gelecek hazırlama bakımından aralarında akti bir ilişki kurmuşlardır. Malın edinme nedeni budur. Kadın katkısını eşine bağışlamış değildir. Koca aldığı katkıyı para olarak iade edeceği düşüncesi içine de girmemiştir. İlişkinin temelinde kadının taşınmazdan katkısı oranında yararlanacağı esası mevcuttur. Evlilik devam ettikçe yararlanmada devam edecektir. O halde, kocanın iade borcu iade anındaki duruma göre belirlenecektir. Haksız fiilden kaynaklanan sorumluluk hükümleri kıyas suretiyle akte aykırı davranılması halinde de uygulanacaktır (BK. m. 98/2). Bu da alacaklarının müsbet ve menfi zararını içerir.

Toplanan delillerden kadının 1968´de sattığı daireden elde edilen parayı, kendisine intikal eden miras payını ve ayrıca bozdurulan ziynetlerinin bedelini davalıya verdiği ve kocanın da bu paraları davaya konu edilen taşınmaza sarfettiği anlaşılmaktadır. Kadının bu katkısının Medeni Yasanın 152. ve 190. maddeleri çerçevesinde olduğu da ileri sürülüp isbatlanamamıştır. Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmaza davacının yapmış olduğu katkıyı ve bunun oranını tespit etmek dava gününde taşınmazın değerini bulmak ve katkı oranına kadar talebi de dikkate alarak tahsile karar vermekten ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Temyiz eden: Davacı vekili

Hukuk Genel Kurulu´nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Davacı davalı ile evlilik birliğinin devam ettiği zaman dilimi içinde, muhtelif tarihlerde davalıya verdiği katkı paralarıyla müşterek mal edinmek ve kendilerine daha iyi bir gelecek hazırlamak amacıyla dava konusu taşınmazların alındığını ancak, tapu kayıtlarının davalı adına tescil edildiğini öne sürerek bu kıymetlerin dava tarihindeki değeri 5.000.000.000.- TL.sının faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.

Dosyadaki delil ve belgelerden, davacının 1968 de sattığı daireden elde edilen para ile kendisine intikal eden miras payını ve ayrıca bozdurulan ziynetlerin bedelini davalıya verdiği ve koçanında bu paraları dava konusu taşınmazların alımına katarak mal edindiği açıktır.

Bir davada dayanılan maddi olguların hukuki nitelendirmesini yapmak, uygulanacak Kanun maddelerini bulmak ve uygulamak doğrudan Hakimin görevidir (HUMK. md. 76) gerçekten; 07/10/1953 gün 7/8 s. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edildiği üzere, aralarında mevcut olduğu iddia edilen Akti bir münasebete müsteniden, tapuda malik sıfatıyla mukayyet bulunan bir şahıstan, sicildeki kaydın namına tashihini isteyen kimsenin, MK.nun 634. maddesine uygun şekilde, davalı ile beyinlerinde in´ikad etmiş muteber bir akte istinat etmesi lazımdır. Böyle bir akdin in´ikad etmediği davacının beyanından anlaşıldıktan sonra... davanın hukuki sebepten mahrum bulunması bakımından "ayın" isteği dinlenemez. Ancak, bu bağlamda, belirtmek önemlidir ki; söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde açıklandığı gibi eşler aralarında akdi bir ilişkinin bulunduğunu tanıkla ispat olanağına sahiptirler (HUMK. md. 293).

Bu akdi ilişkiye aykırı davranılmış olmasından kaynaklanan tazminat istenmesini önleyen bir Kanun hükümü yoktur. Bu durumda, dava hukuksal nitelikçe; davacı eşin parasal değerleri vermesinde, dava konusu taşınmazların kocası adına alınmasına katkıda bulunmaktan ziyade, bu taşınmazlarda "Birlikte Malik olma"nın amaçlandığı, tarafların bu irade biçimi ile akti kurduklarının kabulü gerekir. Hal böyle olunca davalının, anılan anlaşmaya aykırı davranması sonucu taşınmazları kendi üzerine alan davalıdan tazminat isteyebileceğinde kuşku ve duraksamaya yer yoktur.

Görülüyor ki, birlikte satın alma borcu yükümün de bulunan davalı, kural olarak her kusurdan sorumludur. Bu sorumluluk somut olayın özelliğine göre, çok veya az tespit edilebilir. Burada, haksız fiillerden kaynaklanan sorumluluğa ait hükümler, akte aykırı davranışlara da uygulanmak suretiyle davalının sorumluluk kapsamını belirlemek gerekir. Öyle ki, söz konusu akti ilişkinin sonuç doğuracağı inancı ile davacının yaptığı bütün ödeme ve masraflardan (menfi zarar) ve sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesinden dolayı uğranılan zararlardan (müsbet zarar) davalı sorumludur. Davalı, sorumluluğunu azaltacak veya kaldıracak bir olguyu kanıtlayamamıştır.

Belirtmek önemlidir ki, tarafların özel durumu, davacının davasının olumlu ve olumsuz zararının belirgin bir biçimde ortaya konulmasına olanak sağlamamaktadır. O sebeple "zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde, hakim, halin mütad cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder" (BK. md. 42) unutulmamalıdır ki, alacaklı mamelekindeki eksilmeyi telafi anlamında olan tazminatı belirlemek Hakime ilişkin bir görevdir.

Diğer bir anlatımla; "Hakim, hal ve mevki´nin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eder" (BK. md. 43/1) yine hakim, hal icaplarını tartmak, yani zararın mahiyetine ve tarafların mali durumlarına göre en elverişli ve uygun görünen tazmin şeklini seçmek ile mükelleftir. Bu kanuni yollar ışığında, tazminat takdir ve tayin edilirken gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta, davacının mal varlığında, husule gelen azalmanın etkisinin giderilmesi olmasında asla duraksanamaz.

Kuşkusuz; hakim, tazminatı para olarak belirlerken aktin ifa edilmesi halinde, davacının malvarlığında husule getireceği .artma ile aktin, yerine getirilmemesinden kaynaklanan hali bilmek zorundadır. Öyleyse, aktin konusu olan mal veya hizmetin dava tarihindeki sürüm değeri uzman bilirkişi aracılığı ile saptanmalı, sonrada, bütün olayın kendine özgü olguları, hayatın olağan akışı ve yaşam deneyimleri içerisinde değerlendirilmeli, sonuçta uygun tazminata hükmedilmelidir (MK. md. 4) (Bkz. aynı doğrultuda verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu´nun. 1994/2-47 E, 1994/564 K. S. 28/09/1994 T. Yargıtay Kararlar Dergisi Cilt 20, Sayı 12, Aralık 1994, Hukuk Genel Kurulu 1996/2-498 E, 1996/595 K. S. 18/09/1996 T. ve Hukuk Genel Kurulu 1999/2-56 E; 1999/40 K. s. 03/02/1999 günlü kararları). Mahkemece davanın hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde direnme kararı verilmesi usule ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen sebeplerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA), istem halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 07/06/2000 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, evlilik birliği sırasında eşin (kadının) parasal katkılarıyla edinilen taşınmaz mallar dolayısıyla (boşanma sonunda) katkı değerinin ödetilmesine ilişkindir.

Bu nitelikte dava, BK.nun 61 ve izleyen maddelerinin kaynaklarınca çözümlenmelidir.

Yüce çoğunluk, özellikle BK.nun 98/2. maddesine dayanarak olaya sözleşme hükümlerinin uygulanacağını belirtmektedir ki, sözleşme koşulları somut olayda yoktur. Sözleşme olmadığına göre menfi zarardan da söz edilmesinin doğru olmadığı görüşündeyiz.

Bu bakımdan yerel mahkeme kararı, Daire´nin çoğunluk gerekçesiyle değil belirttiğimiz gerekçeyle bozulmalıdır.

Kaynak : Yargıtay Kararları Dergisi Mart-2001 Sayfa:319


RE: MADDİ TAZMİNAT - av.turgay balaban - 03-17-2009 08:03 AM

Bİ BİZ BULAMADIK BÖYLE BİR KADIN, NE DİYEYİM ADAM ÇOK ŞANSLIYMIŞ..
ŞAKA BİR YANA..BENCE KADIN HİÇ BİR ŞEY ALAMAZ...
NEDEN Mİ? KARŞILIKSIZ KAZANDIRMA SÖZKONUSU YANİ EKSİK BORÇ. BORÇ OLMAYAN ŞEYİN TEDİYESİ HALİNDE ÖDENEN PARA GERİ NASIL TALEP EDİLEBİLİR Kİ?


RE: MADDİ TAZMİNAT - İlyas ÖZKAN - 03-17-2009 12:31 PM

Turgay beye katılmıyorum.Kusura dayalı her kayıp istenebilir.Burada ispat edebilmek önemli kadının verdiği paralarla birlikte birşeyler yapılsaydı ve birlikte harcansa idi,belki bu kaybı istemek hakkın kötüye kullanılması olur ve yasa bu talebi himaye etmezdi.Ancak evlilik bir güven ilşkisidir.Taraflar birbirlerinin parasını ancak bu güven duygusu içinde ve iyiniyetli olarak harcayabilirler.Kanımca burada kadın en azından BK hükümlerine göre alacak davası açabilir ve kendisini soyup soğana çeviren ve kusurlu olarak boşanan eşden tazminat talep edebilir.

Nasılki mevcut veya beklenen menfaat talep edilebiliyor ise,kaybedilmiş iyi niyetle verilmiş bu bedeller de istenebilir.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-17-2009 01:43 PM

bencede, kadının bu talebi her ne kadar MK' ndaki maddi tazminat tanımına birebir uymasa da her somut olay kendi içerisinde özel durumlar barındırır ve buna göre değerlendirilip yorumlanmalıdır. Kusurlu eş, bu paraları kimi zaman tehdit yoluyla alıyor.Kaldı ki, rıza yolu ile verilmiş olsa dahi sonuç itibariyle bu paralar eşe bağışlanmış değildir. Kadın bu maddi katkıları evliliğin ömür boyu süreceği ve ailenin geleceği için yatırım olacağını, çocuklar için güsel bir gelecek sağlanacağı inancıyla vermiştir. Evlilik devam etseydi, belki adam bu paraları yine kadına ödemeyecekti ama en azından evlilik birliği devam edecek, adam da eşi ve çocuklarının yanında olacak, evin giderlerine katılacak, kazancıyla çocuklarına bir gelecek hazırlayacak, aileye maddi ve manevi anlamda katkısı olacaktı. Yani aksi durumda kadın en azından kocasının maddi ve manevi varlığı ile teselli bulacak ve belkide eşine kalcak olan miras yada emekli ikramiyeleri ile alınan evde rahat yaşayacaktı. Ancak şuanda kadın maddi birikimlerini kaybettiği gibi aynı zamanda da çocuklarına hem anne hem baba olmak zorunda, onların geleceğini inşa ederken yalnız başına, birikimleri bir ev aldıracak durumda iken, şu anda kira ödemek zorunda, emekleri bir yana, çocukların eğitimini fazlasıyla karşılayacak o paralar şuanda yok olmuş durumda. aslına bakarsanız dolaylı yönden çocukların bile zararına olan bi durum. olaya bu yönden bakıldığında, birebir verilen paralar kuruşu kuruşuna ödenmesi gerekmese bile en azından adamın evliliğe saygısızlığı ve kusurlu davranışları nedeniyle meydana getirdiği bu maddi kayıpların makul bir karşılığı ve kadın açısından da tazmini hakkaniyet gereğidir. Ayrıca ilyas beyin bulmuş olduğu karar da olayımıza yakın. aradaki tek fark, orda adam taşınmaz almış, burda ise yemiş içmiş kenara geçmiş. ama bu olay işin görünen yüzü. aslında adam kendi üzerine olmasa da bu paraların bir kısmını eski eşinden olan oğluna göndermiş ve tahminlerimize göre de eski eşinin aldığı ev için bu para da oğlu tarafından annesine verilmiş. yani adam kendi üzerine bir mal edinmese de sağa sola para verdiği olmuş.burdaki tek şansızlık katkı payı istenilebilecek herhangi bir mal olmaması. ama eğer hakim hakkaniyet gereği, kadının kendi mevcut malvarlığındaki azalma ile adamın kusurlu davranışları arasında bağlantı kurarsa, makul bir tazminata hükmedebilir düşüncesindeyim.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av.turgay balaban - 03-17-2009 03:12 PM

Hukuki uyuşmazlıklarda maddi olayların hukuki niteliğini isabetle tayin etmek çok önemli bir konudur. Uyuşmazlığın çözümü nitelendirmenin doğal bir sonucudur. Bu nedenle siz davanızı Borçlar kanunu çerçevesinde açarsanız maddi tazminat için öngörülen "hukuka aykırı" eylemi ne şekilde ispatlayacaksınız. Aile hukuku bağlamında maddi tazminat davası açsanız. Medeni kanunda bu şekilde bir tazminat türü bulunmamaktadır. Olayınızdaki hukuki niteleme: ivazsız iktisap+bağışlamadır. Kadın zarara rızası ile girmiştir. Yani rızası ile bu paraları kocasına vermiştir. Rıza ise hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir nedendir. Kanaatimce Kadın ancak manevi tazminat davası açabilir.

Evet olayında sen haklısın, ancak her zaman haklı olmak yetmiyor. Haklı olduğunu uygun ve somut vasıtalar ile ispatlaman gerekiyor. Tehdit ile para aldığını belirtmen de bence sonuç alman için yeterli değildir.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-17-2009 04:16 PM

MK' nunda maddi tazminat olarak bu tür bir olayın geçmediğinin bende farkındayım, sadece kıyas ve yorumlama neticesinde bu sonuca ulaşılabilir mi diye düşünmüştüm. Mesela bürodaki bir dosyada kadın eşinin dükkanında çalıştım diye bu çalışmalarının karşılığını istiyor. Mahkemede ona sen eşine her konuda destek olacaksın, sen rızanla çalışmışsın, eşlerin birbirine destek yükümlülüğü var, yada çalışmasaydın gibi birşey demiyor. Bilirkişi raporunda da kadının asgari ücretle çalıştığını farzedersek şu kadar para kazanmış olurdu diyerek adamın o bedeli ödemesi gerektiğini belirtiyor. Bu da kanunda yazmıyor ama tazminat olarak istenilebiliyor demekki. bizim olayda tarafların eş olması nedeniyle zaten aile mahkemesinde açılması gerektiğini düşünüyorum, eşler arasında alacak verecek, hukuka aykırılık olmuyor, ama kusur diye bir kavram karşımıza çıkıyor. kadın rızasıyla vermiş de olsa, neticede bu adam benim paramı pulumu yesin, çarçur etsin sonrada evliliği çekilmez hale getirip boşanmaya neden olsun diye vermiyor ve evliliğin sona ereceğini de düşünmüyor. bir çok yargıtay kararında (yukarıdaki karar da dahil) taşınmaz alımı için katkı yapan eşler de rızaen katkıda bulunuyorlar ama sonr işler istedikleri gibi gitmeyip de boşanırlarsa bir taraf diyor ki o evde benimde hakkım var diyip katkı payı alacağı davası açıyor. bizim olayda da sadece o evde, arabada vs. malda katkım var diyebileceğimiz bişey yok sadece, ama bu tazminat talebine engel değildir bence.adam tbu paralarla taşınmaz almadıysa çarçur etmiş, üstüne kayıtlı bir malı almamış olması kadının katkılarını talep etmesine engel değildir.


RE: MADDİ TAZMİNAT - Fatih TÜRK - 03-18-2009 11:10 AM

MK 174'te 'mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kursurlu taraf, kusurlu taraftan uygu bir maddi tazminat isteyebilir' denmekte.

Mevcut olayda kocanın kötniyetli olduğu eşinin iyiniyetinden yararlanarak bir nevi kendisini dolandırdığı dikkate alınırsa kadının mevcut menfaatlerinin zedelendiğinde şüphe olmamakla sunulan belgeler dekontlar vb. belgeler ile dinlenen tanıklar dikkate alınarak tam olarak istenen rakam olmasa da uygun bir miktar maddi tazminata hükmedileceğini düşünüyorum. Kolay gelsin.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-18-2009 12:04 PM

YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1992/2-255
K. 1992/352
T. 27.5.1992
• MADDİ TAZMİNAT ( Boşanma Davasında BK. Hükümlerinin Uygulanması )
• BOŞANMA DAVASI ( Maddi Tazminat Konusunda BK. Hükümlerinin Uygulanması )
818/m.41,42,43
743/m.143,144,146
ÖZET : MK 143. Maddesindeki düzenlemenin maddi tazminat konusunda yeterli olmadığı durumlarda borçlar kanunudaki genel düzenlemenin boşanma sonrası istenen maddi tazminat istemlerinde uygulanması gerekliliği kabul edilmelidir.
DAVA : Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yalova Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.12.1989 gün ve 15-966 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.9.1990 gün ve 3059-8653 sayılı ilamı:
( .. Eşlerin süreklilik amacı ile kurdukları evliliğin sürdürülmesi çeşitli nedenlerle mümkün olmadığı zamanlarda boşanma kaçınılmaz olmaktadır. Bu yeni statünün eşlerin ruhsal varlıklarında bir takım etkileri olduğu gibi maddi mali varlıklarında da etkili olabilmektedir ( M.K. 143, 144, 146 ). İşte Kanun koyucu boşanmada kusursuz eşin mal varlığında oluşan azalmaları karşılama yükümlülüğünü kusurlu eşe yüklemiştir. Bu arada Medeni Kanunun 143/1. maddesinde "mevcut ve hatta muntazar bir menfaatı boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan tarafından münasip maddi bir tazminat talebine hakkı" olduğu hükme bağlanmıştır. Hakim zararın bu kurallar kapsamı içinde kalıp kalmadığını takdir ve tayin ederken hükmün unsurlarını dikkate alacağı şüphesizdir. Bu tazminat boşanmayı gerektiren olaylarda kabahatsiz eşin kabahatliden isteyeceği bir giderim olduğuna göre tazminatın kusura dayanan haksız fiil tazminatı olduğu kabul edilebilir. Kabahatin hukuki ilişkisinin taraflarından birinin, ilişkisinin kendisine yükleyeceği yükümlülüklere aykırı hareketi veya hukuka aykırı bir fiil olduğu şüphesizdir.
Böyle olunca Borçlar Kanunun 41 ve müteakip maddelerinde düzenlenen tazminatın dışında 143. madde düzenlemesinin mevzuf bir düzenleme olduğu, buradaki hükümlerin kifayet etmediği halde genel hüküm niteliğinde olan Borçlar Kanunun hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.
Kanun vazıı hangi hallerin mevcut ve hatta muntazar menfaatler olduğunu sıralamıştır. Tarafların evlilik birliği içinde devam eden vaziyetlerinin belirlenmesi, mevcut menfaatlerin belirlenmesi bakımından önem taşır. Eşlerin birbirlerine karşı Kanunda gösterilen görevleri yerine getiriş biçimi olayın çözümüne etkilidir. Birliğin devamı süresince kocanın seçtiği evin niteliği, karı ve çocukların infak ve iaşesi ( M.K. 152 ) eve kadının bakımı ( M.K. 153 ) bir meslek veya sanat icrasına müsaade edilip edilmediği ( M.K. 159 ). Karı koca mallarının idare biçimi ( M.K. 170- 240 ) ve özellikle kadının aile masraflarına katkısı ( M.K. 151 ve 190 ) ortaya konmalıdır. Bütün bu ilişkiler veya benzerlerinde süre gelen cari uygulamadan vazgeçilmesi ile kabahatsiz eşin mal varlığında meydana gelen zararın giderilmesi zorunludur.
Bütün bunların yanı sıra kabahatsiz eşin; muntazar menfaatleri ( bir yardım sandığı yararlarından yoksun kalma, karı koca arasındaki mal rejimlerinin erken sona erdirilmesi sebebiyle oradan beklenen yararlar gibi ) sebebiyle de maddi zararın doğduğu iddia ve ispat edilebilir.
Davacı davalının bütün eşyalarının davalı tarafından alınıp verilmemesi yokluğa düşmesi ve özellikle maddi destekten yoksun kalışı sebebiyle maddi tazminat istemiştir. Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde evlilik içinde devam eden fiili durum araştırılıp davacının maddi bir zararının olup olmadığı belirlenip, varsa miktar hakkında bilirkişi hesap ve mütalaası alınmak gerekirse, Borçlar Kanunun 42 ve müteakip maddeleri çerçevesinde zarar ve tazminat miktarı takdir olunmak gerekirken, eksik inceleme ile ve genel deyimler gerekçe yapılarak maddi tazminatın hüküm altına alınması doğru bulunmamıştır.. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, evlilik birliğinin müşterek hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı iddiasına dayalı boşanma, maddi, manevi tazminat ve nafaka isteklerine ilişkindir. Özel Daire ile yerel mahkeme arasında direnme kararı yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık yalnızca maddi tazminat istemi ile ilgilidir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki boşanma ile ilgili olmak üzere istenecek maddi tazminat boşanmanın eki niteliğindedir ve boşanmanın sonucu ile sıkı sıkıya bağlıdır. M.K.nun boşanma halinde tazminat başlıklı 143. maddesinde, mevcut ve hatta muntazar bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli olan taraftan münasip bir maddi tazminat talebine hakkı vardır hükmü getirilmiştir, görüleceği üzere, maddi tazminatın hüküm altına alınabilmesi için, önce bu konuda bir istek ve boşanma yüzünden mevcut, hatta muntazar bir menfaatın haleldar olması ve istekte bulunan tarafın boşanmada kabahatinin olmaması gerekir. Yine burada açıklıkla ifade etmek gerekir ki B.K.nun 41. ve onu takip eden maddelerinde öngörülen maddi tazminat ile, boşanma yüzünden kabahatsiz eşin mevcut ve beklenen menfaatlerinin haleldar olması halinde kabahatli eş tarafından kendisine münasip bir tazminat verilmesini düzenleyen M.K.nun 143. maddesi ile getirilen maddi tazminat mahiyetleri gereği yek diğerinden farklıdır. Yasa koyucu her ne kadar belirli koşulların gerçekleşmesi halinde mevcut ve muntazar menfaatı haleldar olan eşin uğradığı zarar nedeni ile kabahatli eşten maddi tazminat talep etme hakkı bulunduğunu hükme bağlamış ise de, özellikle muntazar menfaatlerin neler olduğunu göstermemiştir. Maddi tazminata esas alınabilecek ve boşanma yüzünden haleldar olduğu ileri sürülen menfaatler, toplumun genel yapısı, ülke ve yaşam gerçekleri gözönüne alınmak suretiyle ve herhalde evlilik birliğinin sürdüğü dönemde normal koşullar altında bir eşin diğer eşten yapmasını bekleyebileceği ölçüde makul, ciddi ve sürekli olmalıdır. Yine maddi tazminat miktarı belirlenirken, haleldar olduğu ifade edilen menfaatlerin varlığının kanıtlanması yanında, kabahatsiz eşin eğitim düzeyi, yaşı itibariyle evlenme şansını kaybetme oranı ve ileri sürülen isteğin başka bir yolla karşılanmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesinin gerekeceği de kuşkusuzdur. Bu durumda davacıdan, maddi tazminat isteğine dayanak yaptığı ve boşanma yüzünden halele uğrayacağını ileri sürdüğü mevcut ve muntazar menfaatleri nedeni ile uğrayacağı zarar ile ilgili bilgi alınması ve mevcut delillere göre somut olayın özellikleri gözetilerek yukarıda açıklanan genel çerçeve içerisinde değerlendirme yapılarak gerektiğinde davacı yararına münasip bir maddi tazminata hükmedilmesi icap eder.
Bu itibarla, belirlenen biçimde bir incelemeye dayanmayan önceki kararda direnilmesi doğru değildir. O halde usul ve yasaya uygun bulunmayan direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire, bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı ( BOZULMASINA ), 27.5.1992 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-18-2009 12:14 PM

Kararda özetle "Bu tazminat boşanmayı gerektiren olaylarda kabahatsiz eşin kabahatliden isteyeceği bir giderim olduğuna göre tazminatın kusura dayanan haksız fiil tazminatı olduğu kabul edilebilir. Kabahatin hukuki ilişkisinin taraflarından birinin, ilişkisinin kendisine yükleyeceği yükümlülüklere aykırı hareketi veya hukuka aykırı bir fiil olduğu şüphesizdir.MK 143. Maddesindeki düzenlemenin maddi tazminat konusunda yeterli olmadığı durumlarda borçlar kanunudaki genel düzenlemenin boşanma sonrası istenen maddi tazminat istemlerinde uygulanması gerekliliği kabul edilmelidir. " demektedir. Kararı yanlış anlamadıysam, hakimin somut olaya göre tazminat talebinin dayanağını araştırarak, gerekirse BK. ndaki genel hükümler çerçevesinde zarar ziyan hesabı yaptırıp uygun bir tazminata hükmetmesi gerekmektedir.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av.turgay balaban - 03-18-2009 12:44 PM

karar çok eski çoook..senin işin olmaz...


RE: MADDİ TAZMİNAT - Fatih TÜRK - 03-18-2009 12:55 PM

Kararda bana kalırsa H.D. ile Genel Kurul'un görüşleri sonuç itibariyle aynı olsa dahi içerik itibari ile farklıdır. H.D. MK 143'ü BK.41'in vasıflı(özel) bir hali olarak ele alıp, maluliyet ya da ölüm halinde yapılan tazminat hesapları gibi bir hesaba gönderme yapmıştır.

Ancak HGK. BK 41 ile MK 143'ün mahiyetlerinin farklı olduğunu boşanma sebebiyle tazminat hesabı şeklinde değil de ayrıntılı bir araştırma yapılmak suretiyle (gönderilen paraları bu aşamada sunacaksın kanımca) davalının sebep olduğu gerek oluşan ve gerekse oluşması muhtemel maddi yıkım dikkate alınarak uygun bir tazminat belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-18-2009 01:38 PM

evet haklısınız fatih bey, tespitleriniz doğru, tazminatın niteliği yada hesabı konusunda bir görüş farklılığı olduğu ortada. ama en azından bizim olayımızdaki gibi bir durumun da tazminat talepli şekilde mahkeme önüne çıkarılacağı bir yol var. yani mahkeme senin olayın MK.ya uymuyor, olmaz demek yerine kıyas yoluyla BK. hükümlerini uygulama yoluna gidebilir gibi bir anlam çıkıyor karardan.


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-18-2009 01:40 PM

Buarada üstadım Turgay Bey ısrarla bu paraların üzerine bi bardak soğuk su içilmesi gerektiği kanaatinde nedense Smile karar eski olabilir ama sonradan yargıtay bu konuda görüş değiştirmediyse sorun yok demektir.


RE: MADDİ TAZMİNAT - Ramazan Ural - 03-23-2009 09:17 AM

YAŞANAN FİİLİ OLAY İÇİN AÇACAĞIN DAVANIN YASAL DAYANAĞINI İYİ OLUŞTURMAN LAZIM
HAKİMİN İNSİYATİFİNE DAYALI DAVA AÇMAK ÇOK RİSKLİ
KOLAYLIKLAR DİLİYORUM


RE: MADDİ TAZMİNAT - av. duygu gökkaya - 03-23-2009 09:33 AM

ben bu olay ile ilgili olarak, aile mahkemesinde maddi ve manevi tazminat talepli dava açmayı düşünüyorum. belki talebimiz MK' daki maddi tazminat kalıbına uymayacak ama BK hükümlerinin de kıyasen uygulanabileceği düşüncesi içerisindeyim. zaten davayı bu şekilde açmak genel mahkemelerde maddi tazminat davası açmaktan daha mantıklı gibi duruyor. manevi tazminatta sıkıntı olabileceğini düşünmüyorum. maddi tazminat için de zarar olayını ispat etmeye çalışacağım. ama dediğim gibi davayı açarken hukuki sebepleri belirtmeyeceğim; yani MK' daki madde 174/1 e göre fln demiyeceğim. Uygulanacak kanun hükümlerini hakimin taktirine bırakmaktan başka çarem yok; çünkü bu konuda kimse net birşey söyleyemiyor. Gerekçelerimizi de içtihatlarla desteklemeye çalışacağım. Bakalım sonuç ne olacak, merak ediyorum açıkcası. Ama İlyas beyin dediği gibi maddi tazminatı fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak isteyeceğim öncelikle, sonra ıslahla artırırız. bu dava lehe yada aleyhe sonuçlanabilir, ama müvekkil istedikten sonra davayı açıp şansımızı denemek lazım, bu da bir tecrübe olacak sonuçta...