Hukuksal Bakış - FORUM
Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Yazdırılabilir Versiyon

+- Hukuksal Bakış - FORUM (http://hukuksalbakis.com/form)
+-- Forum: Forum Yardımı ve Duyurular (/forumdisplay.php?fid=8)
+--- Forum: Hukuksal Tartışmalar (/forumdisplay.php?fid=13)
+--- Konu: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? (/showthread.php?tid=236)


Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Adalet Sezer Özbunar - 04-02-2009 03:47 PM

Kira sözleşmesi özel maddelerinde ,kira zamanındda ödenmediğinde %10 gecikme cezası ödenir hükmü var şimdi,yapacağımız ,
1-/ödenmemmiş kira bedelleri ile ilgili takipte,takibe kadar ki gecikme zammı ve yasal faizi aynı anda talepe debilir miyiz?yoksa sadece birini mi talep edebilirizi aynı anda?
2-/takipten sonrada gecikme cezası ve yasal fazi talep edilebilir mi aynı şekilde ?yoksa arada bi nüans var mı ?


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Fatih TÜRK - 04-02-2009 03:59 PM

Sadece akdi faizi talep edebileceğinizi düşünüyorum.


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - İlyas ÖZKAN - 04-10-2009 12:36 PM

Yasal faiz herhangi bir akdi faiz belirlnemdiğinde veya alacak ilşikisi ticari iş olmadığında talep edilebilen faizdir.Arada akdi faiz varsa yasal faizi talep edemezsiniz.İki farklı faiz talebi olmaz ayrıca ve faize faiz işletilemez.


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Kazım Sertkaya - 04-11-2009 03:09 PM

Sadece akdi faiz yani olayınızda %10 luk gecikme cezasını talep edebileceğinizi düşünüyorum.. Zira hem gecikme cezasının hemde yasal faizin beraber istenebileceğine ilişkin bir yargıtay kararı yok. Ancak aşağıdaki yargıtay kararının son cümlesine dikkat ederseniz ki sizin olayınızla birebir alakalı değil ancak olaya biraz ışık tutuyor.. Son cümlede : " ... karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de gerekçesiz ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak gecikme zammı ve yasal faize hükmedilmesi de hatalı olduğundan..."

T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/2850
K. 2004/2982
T. 20.4.2004
• GAYRİMENKUL KİRALARI HAKKINDA KANUNA AYKIRILIK ( Sözleşmede Kiracının Süre Bitimine İki Ay Kala Sözleşmeyi Yenileyip Yenilemeyeceğini Yazılı Olarak Bildirmesi Hükmü )
• KİRACININ HAKLARINI KISITLAMA ( Sözleşmede Süre Bitimine İki Ay Kala Sözleşmeyi Yenileyip Yenilemeyeceğini Yazılı Olarak Bildirmesi Hükmü )
• KİRA SÖZLEŞMESİ ( Kiracının En Az Onbeş Gün Evvel İhtarda Bulunarak Sona Erdirme Hakkı - Kanunun Tanıdığı Hakkını Daraltır Şekilde Sözleşmeye Hüküm Konulamayacağı )
• TAHLİYE ( Kiracının En Az Onbeş Gün Evvel İhtarda Bulunarak Sözleşmeyi Sona Erdirme Hakkı - Kanunun Tanıdığı Hakkını Daraltır Şekilde Sözleşmeye Hüküm Konulamayacağı )
6570/m. 11
ÖZET : Kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünde yeralan "Kiracı, kira sözleşmesinde yazılı kira süresinin bitimine iki ay kala sözleşmeyi yenileyip yenilemeyeceğini yazılı olarak kuruma bildirecektir. Söz konusu bildirim yapılmadan kiralanan yer tahliye edildiği takdirde boş kalan süreye ait kira bedelleri kiracı tarafından ödenecektir." şeklindeki ibare, Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un 11. maddesi karşısında kiracı aleyhine bir nitelik taşıdığından sözleşmenin belirtilen hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi Kanun'un amacı ve düzenleme biçimine uygun düşmemektedir.

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kira alacağına ilişkindir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili, davalının 22.12.1995 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, sözleşmedeki ihbar şartı yerine getirilmeden kiralananın 24.12.2001 tarihinde boşaltıldığını öne sürerek 22.12.2001 tarihinde başlayan kira dönemi için 12 aylık kira bedeli, gecikme zammı ve yasal faiz olmak üzere toplam 6.276.063.997.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili kiralananın tahliye edileceğinin 26.10.2001 günlü ihtarname ile davacıya bildirildiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, bu iyi niyetin korunması gerektiğini, şayet mahkemece bu savunma kabul edilmeyecek ise bilirkişi marifetiyle kiralananın ne kadar sürede tekrar kiraya verilebileceğinin tespitini istediklerini bildirmiştir.

Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan taraflar arasındaki kira sözleşmesi 22.12.1995 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Sözleşmede kiralanan işyeri dükkan olarak gösterilmiştir. Sözleşmenin özel şartlar bölümünün 21. maddesinde ise ( Kiracı, kira sözleşmesinde yazılı kira süresinin bitimine iki ay kala sözleşmeyi yenileyip yenilemeyeceğini yazılı olarak kuruma bildirecektir. Söz konusu bildirim yapılmadan kiralanan yer tahliye edildiği takdirde boş kalan süreye ait kira bedelleri kiracı tarafından ödenecektir. ) hükmüne yer verilmiştir. Mahkeme sözleşmenin bu maddesini esas alarak uyuşmazlığı çözmüştür. 6570 sayılı Kanun'un 11. maddesi kiracı kira müddetinin bitmesinden en az onbeş gün evvel mecuru tahliye edeceğini yazı ile bildirmediği takdirde sözleşme aynı şartlarla bir yıl uzamış sayılır şeklinde bir düzenleme getirmiştir. Bu hüküm sözleşme sona ermeden onbeş gün önce yazılı bildirimde bulunmak şartı ile kiracıya sözleşmeyi tek taraflı feshetme yetkisi veren kanun maddesidir. Kanun kiralayana böyle hak ve yetki tanımamış, ancak sözü edilen Kanun'un 7. maddesine dayanarak tahliye ve akdin feshi isteğinde bulunabileceğini öngörmüştür.

6570 Sayılı Kanun'un kiracıyı koruyan bir kanun olduğu, emredici ve sınırlandırıcı hükümler taşıdığı yargısal ve bilimsel içtihatlarla kabul edilmiştir. Sözleşmenin 21. maddesi söz konusu Kanun'un 11. maddesi karşısında kiracı aleyhine bir nitelik taşıdığından sözleşmenin belirtilen hükmüne göre uyuşmazlığın çözümlenmesi Kanun'un amacı ve düzenleme biçimine uygun düşmemektedir. Yukarıda açıklanan esasların dikkate alınmaması, kiracının kira sözleşmesini sona erdirme yönünden kanunun tanıdığı hakkını daraltır şekilde yorumlanması ve kira yılı sonuna kadar olan tüm kiranın tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı gibi kabule göre de gerekçesiz ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak gecikme zammı ve yasal faize hükmedilmesi de hatalı olduğundan hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.4.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Kazım Sertkaya - 04-11-2009 03:18 PM

Ayrıca ikinci soruya Av. Bülent Sabri Akpunar' ın "Hukuki açıdan Faiz ve Benzer Kurumlar" başlıklı makalesinde yazdıkları dikkate alınabilir. Ancak okudum net bir fikir edinemedim.. Belki diğer arkadaşlar yorumlayabilir.

" BENZER KURUMLAR

a. Gecikme Zammı:

Gecikme zammı, bir tür gecikme tazminatıdır ve alacağın vadesinde ödenmemesi halinde uygulanan medeni bir cezadır .Gecikme zammına
faiz yürütülebileceğine dair kararlar olduğu gibi aksini ifade eden kararlar da bulunmaktadır.(21. Hukuk Dairesi 2001/4373 E. , 2001/4633
K., 11.06.2001. )Aslen şu an itibariyle gecikme zammı kamu alacaklarına uygulanan bir nevi temerrüt faizi şeklinde uygulanmaktadır.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Kurulunun 22.11.1991 tarih ve 1990/5, E. 1991/ 4 K. Sayılı tartışmalı kararında gecikme zammının iflasın açılmasından sonra dahi işleyeceğine hükmedilmiştir.İlgili kararın karşı oylarında gecikme zammının faiz niteliği üzerinde durulmuştur.Yakın tarihli bir kararında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, SSK'nın alacağı olan ve vadesinde ödenmemiş olan prim
tutarlarına uygulanan gecikme zammına ayrıca temerrüt faizi uygulanamayacağına hükmetmiştir.[6]

Öcal'a göre "Bazı Kanunlarda gecikme zammı ile gecikme faizi arasında benzerlik varsa da, gecikme zammı gecikme faizi değildir. Gecikme
zammında da bir para borcunun geç ödenmesi bahis konusudur. Bu zam bir hukuki muamele ile kabul edilmişse, cezai şart mahiyetinde olur. Fakat böyle bir kayıt kanun tarafından kabul edilirse cezai şart bahis konusu olamayacağından buna gecikme zammı tabirini kullanıyoruz. Gecikme zammında bir zaman unsuru bulunmadığından faiz karakteri yoktur. Gecikme faizi talebinde bulunabilmek için borçluyu temerrüde düşürmek gerektiği halde, gecikme zammında buna lüzum yoktur"


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Adalet Sezer Özbunar - 04-11-2009 06:12 PM

Kazım ,sende olmasan ,sennde inanılmaz bir özel hukuka karşı mükemmel bir hukuk mantığı görüyorum,nacizane fikrim ,(ilerde çok iyi bir avukat olacağın düşüncesindeyim,şimdide iyisindir eminim ama yıllar geçtikçe ,daha iyi olacağınn kannatideyim)bende daha okumadım yazdığın yargıtay kararlarını,kızım müsade etmiyor ,ama okuyunca yorumumu yazacağım,tekrar teşekkür ederim...


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Adalet Sezer Özbunar - 04-13-2009 12:54 PM

takibe kadarki tarihe kadar gecikme cezası ile ana paraya yasal faizin birlikte talep edilebileceğini ama takipten sonra yalnızca ana paraya yasal faziin talep edilebileceği kanaatine vardım.

YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ

Tarih : 26.12.2003
Esas No : 2002/8301
Karar No : 2003/13390


2004 - İCRA VE İFLAS KANUNU 67

ÖZET
DAVA, İTİRAZIN İPTALİ TALEBİNE İLİŞKİNDİR. GECİKME ZAMMI İCRA TAKİBİNE KADAR YÜRÜR. YEREL MAHKEMECE BU HUSUS DİKKATE ALINMADAN DAVALININ İCRA TAKİP GÜNÜNDEN SONRAYA GELEN DÖNEM İÇİN DE GECİKME CEZASI İLE SORUMLU TUTULMASI USUL VE YASAYA AYKIRIDIR.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmah olarak temyiz edilmiş ise de HUMK.'nun 435/7 ve 438/1. maddeleri gereğince duruşma isteğinin temyiz dilekçesinde istenmesi gerekmekte olup, temyiz eden davalı vekili süresinde verdiği temyiz dilekçesinde duruşma isteğinde bulunmadığından ve ek dilekçe ile duruşma istenemeyeceğinden davalı vekilinin duruşma isteminin reddiyle temyiz incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilip gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR Davacı vekili, 9.6.2000 tarihinde müvekkili şirket elemanlarınca yapılan kontrolde davalının kaçak elektrik kullandığı tespit edilip, kaçak enerji kullanımı tespit tutanağı düzenlendiğini, bu nedenle davalı adına kaçak enerji faturası düzenlendiğini, davalının faturanın 904.276.376.-TL.'sını ödediğini, bakiye borcun ödenmemesi üzerine icra takibine başlandığını, takibe itiraz edildiğini bildirerek itirazın iptaliyle takibin devamına, % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü vekili, satış tarifesinin 1,5 katı alınmadan cezasız şekliyle ortalama tüketim bedelini müvekkilinin davacıya ödediğini belirterek, davanın reddiyle % 40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 506.394.782.- TL. üzerinden iptaline, takibin devamına, 452.138.199.-TL. asıl alacağa takip tarihinden itibaren aylık artan eksilen oranda % 6 gecikme zammı ve % 70 reeskont faizi uygulanmasına, % 40 icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Gecikme zammı icra takibine kadar yürür. Yerel mahkemece, bu ilke gözetilmeksizin davalının icra takip gününden sonraya gelen dönem için de gecikme cezası ile sorumlu tutulmuş olması yanılgılıdır.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.12.2003 gününde oybirliğiyle karar verildi.


RE: Kira sözleşmelerinde gecikmecezası ile yasal faiz aynı anda talep ediliri mi? - Adalet Sezer Özbunar - 04-13-2009 01:25 PM

YARGITAY
13. HUKUK DAİRESİ

Tarih : 21.12.1990
Esas No : 1990/4196
Karar No : 1990/9072


818 - BORÇLAR KANUNU 13 / 158

ÖZET
DİRENİM FAİZİ DOĞRUDAN DOĞRUYA DİRENİMİN SONUCU OLUP BUNUN ÖDENMESİİÇİN ALACAKLININ ZARARA UĞRAMASI ŞART OLMADIĞI GİBİ, BORÇLUNUNKUSURLU OLMASI DA ŞART DEĞİLDİR. BU NEDENLE GECİKME CEZASI İLE FAİZBİRBİRİNDEN FARKLI OLUP HER İKİSİ BİRDEN BORÇLUDAN TALEP OLUNABİLİR.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali ve takibin devamı davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine (...) gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı kurum, davalının elektrik abonesi olduğunu, tükettiği elektrik borcundan dolayı davalı hakkında yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek haksız itirazın iptali ile % 15 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı istenen paranın tarifelere göre yanlış hesaplandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, hem gecikme cezası ve hem de temerrüt faizinin birlikte talep edilemeyeceği gerekçesiyle ödenmeyen 899.260 lira ana borç ile 2.039.606 lira gecikme zammı turarı 2.898.866 lira üzerinden itirazın iptali ile faizle talebin reddine karar verilmiş ve hükmü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasındaki abonman sözleşmesine göre ücretlere yetkili mercilerce kabul olunan tarifeler uyarınca tahakkuk ettirilmektedir(mad.24) Olaya uygulanan satış tarifeleri gereğince sunuluşundan itibaren 15 gün içinde ödenmeyen faturalara gecikme zammı uygulanacağı bildirilmektedir. Sözleşme ile kararlaştırılan bu hüküm Borçlar Kanunu'nun 158/11. maddesindeki ifaya eklenen cezai şart niteliğindedir. Alacaklı hem borcun hem de cezanın ödenmesini talep edebilir. Faiz ise kısaca paranın kirasıdır. Yani alacaklının bir miktar paradan mahrum kalmasına mukabil mahrum kaldığı müddet için kendisine verilen bir ivaz karşılığıdır.

Borçlar Kanunu'nun 103. maddesine göre para borçlarında temerrüde düşen borçlu faiz ödemek zorundadır. Temerrüt faizi anlaşmaya gerek olmadan doğrudan doğruya kanundan doğar. Temerrüt faizi temerrüdün doğrudan doğruya sonucu olup bunun ödenmesi için alacaklının zarara uğraması şart olmadığı gibi, borçlunun kusurlu olması da şart değildir. Bu nedenle gecikme cezası ile faiz birbirinden farklı şeylerdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1988/11-706, 1989/661 sayılı kararında da gecikme zammı temerrüt faizine benzetilerek aynı hukuki sonuca tabi tutulmamalıdır." Görüşüne yer verilmek suretiyle bu düşüncenin istikrar kazandığına değinilmiştir. Bu bakımdan davacı hem cezayı hem de faizi talep etmekte haklıdır. Mahkemece bu yön gözetilmeden varsayıma dayalı bilirkişi görüşüne itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA (...) 21.12.1990 gününde oybirliğiyle karar verildi.